MÜJDE IŞIL – İngiliz aktör Harris Dickinson’ın yeni filmi “Urchin/Serseri”de Londra sokaklarında yaşayan, evsiz Mike ile tanışıyoruz. Hırsızlık yaptıktan sonra cezaevine girip çıkıyor ve hayatını yeniden kurmaya çalışıyor. Bir otelin mutfağında işe başlıyor. Meditasyona merak sarıyor. Ancak umut ile umutsuzluk arasındaki gelgitler hayatını iyice zora sokuyor.
Dickinson senaryosunu da yazdığı filminde bir bağımlı ve suçlu üzerinden yalnızlık, sistemin çıkmazları ve fırsat eşitsizliğini göstermeyi hedefliyor. Mike’ın hapisten sonra sosyal hizmetlerin sunduğu koşulları değerlendirmesi ama bir yandan da sistemin kendisine üstten bakmasını eleştirmesi, filmin öne çıkan ayrıntısı. Karakterinin çelişkilerini yansıtmakta ise pek mahir değil film. Kendisine iyilik yapan adamın saatini çalan Mike’ın iş arkadaşları ile kurduğu sıcak bağ birbirine tezat görünüyor. Andrea ise Mike’tan daha net çizilmiş bir karakter. Her ne kadar kötücül bir karakter olmadığı özellikle vurgulansa da Mike’ın neden suç işlemeye meyilli olduğu, formalite de olsa işleyen bir sosyal hizmetler mekanizmasının sunduğu fırsatlara rağmen boşlukta kalıyor. Filmin finali ise hep vurgulanan umudun kuyusunu kazıyor adeta. Dickinson içinde yetenekli bir sinemacı olduğunu gösteriyor bu filmle ama özellikle senaryo açısından daha pişmesi gerektiğini de fısıldıyor biraz.
“Serseri”, geçen sene Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış Bölümü’nde gösterildi ve FIPRESCI Ödülü kazanırken Frank Dillane’e de En İyi Erkek Oyuncu Ödülü getirdi.
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
kaynak olarak ekleyin
The post Ümitsizliğin ümidi appeared first on Kilis Egitim.